Öğrenci Lafları

Bir kadın güzelse kork; güzel ve yalnızsa daha da kork; güzel, yalnız ve kırılmışsa hemen ölü taklidi yap.

Kitabın yenisi, hocanın eskisi makuldür.

Kızlar iddialı erkeklerden hoşlanır dediler diye bir haftadır elimde iddaa kuponu ile dolaşıyorum. Hiç bir ilerleme yok.

Kulak küçüktür ama öğretmenin ağzını sulandırır.

Misafirin çocuğu “Abi bilgisayar çalışıyor mu” dedi. Yok, “ev hanımı” dedim. O günden beri çocuktan haber alınamıyor.

Bir sınıfta herkes aynı kilodaysa; o sınıf eşit ağırlıklı sınıftır.

Adam üşenmemiş telefonu icat etmiş, ben kalkıp şarja takmaya üşeniyorum.

7 erkek kardeşiz – Hepsi mi erkek? + Yok, abim kız.

Milyonlarca yürek, tek bir soru: Son hafta yoklama alınıyor mu?

Üzüm üzüme, öğrenci karneye baka baka morarır.

Ders çalışırken müzik dinleyemiyorum, çünkü ders dikkatimi dağıtıyor.

Bir insan okuldan nefret ettiği halde nasıl Üniversite hayali kurar ki. İşte biz Türkler.

Sütten ağzı yanan, sütün soğumasını bekler. Olayı büyütmeye gerek yok, yoğurtla da hiçbir alakası yok.

Madem geldin dünyaya çalış fizik kimyaya.

Finallerde; Önce soruya bakarım soru mu diye

Ben o karneyi almak istemiyorum. Okula hediyem olsun. Benim için ağaçlar kesilmesin.

Otobüste ayağa kalktığımda yanımdakinin “inecek misiniz?” sorusuna “Yoo donumu düzelticem” deyip tekrar oturmak istiyorum.

Pazar gününden cuma gününe geçebileceğimiz bir tünel kazıyorum köşeyi dönmem an meselesi.

  • Anne sınavdan 90 aldım.- Komşunun çocuğu 100 almış.+ Anne komşunun çocuğu, annesinden 200 tl harçlık almış.- Elalem bizi ilgilendirmez yavrum.

Sınavda telefondan kopya çekmeye kalksam şarjı biter, hocam siz rahat olun.

Devamsızlık yüzünden son güne kadar okula gitmek = Evlat acısı.

Dünya’nın en güzel cümlesi ‘seni seviyorum.’ falan değildir. Annenin sabah, ‘bugün yorgunsan yat uyu, okula gitme.’ cümlesidir. Ama yok öyle bir dünya.

Hocam Ankara’nın bağları kovalent bağ mı yoksa iyonik bağ mı?

İlla hayattan bir ders çıkarılacaksa ilk matematiği çıkaralım bence.

Sınava kopyasız girmek savaşa silahsız girmeye benzer.

Hocaya senin değerini sordum dünyalara bedel dedi, Dünya’nın değerini sordum beş para etmez dedi.

Aşk nedir biliyor musunuz? Karşındakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla, enayi olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.

Kaynanamı kaybettim görenlerin görmemezlikten gelmeleri rica olunur.

Derste “hep aynı parmakları görüyorum” diyen hocama; değişik olsun diye, orta parmağımı kaldırdım. Dersten attı, mağdurum!Öğrenciyi altın sıraya oturtmuşlar ille de teneffüs demiş.

Keşke her sabah alarm çaldığında polisler kapıyı kırıp, “yat yat yat” diye bağırsa da geri yatsak. Sabahçı olmak zor zanaat

Araba yarışı oynarken tuşlara daha kuvvetli bastığında arabanın daha hızlı gideceğine inanan insandan ne zarar gelebilir ki, kırmayın onu.

Ders çalışırken evde gördüğüm saygıyı, hizmeti, dokunulmazlığı başka hiçbir zaman görmüyorum.

İktidarsızlığı giderici iğne ithal edildi. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.

  • Anne yemekte ne var? – Allah ne verdiyse. – Matematikten kaç aldın? + Hoca ne verdiyse.

Erkeklerin “sadece sarılıp uyuyacağız” cümlesiyle, kadınların “mağazaya girip çıkacağım” sözü ölümüne kapışır.

Derste dedikodu günah diyorsun ama veli toplantısında arkamdan demediğini bırakmıyorsun hocam?

Bugün disipline benimle birlikte gelecek ateşli saatler yaşayacak arkadaşlar arıyorum.

En yakın arkadaşımın ismini telefon rehberine ”yalv” diye kaydettim. Aradığın da ”yalv’arıyor” yazıyor. Yine aştım kendimi.

Bu soğuk günlerde soğuktan titreyen bekârları unutmamalıyız. Lütfen herkes kapısının önüne bir kap Melis, Ceren, Begüm, Ahmet, Can, Melih koysun.