Ömer Hayyam Sözleri

ömer hayyam’ın şarap şiiri, ömer hayyam ‘dan seçmeler, Ders Niteliğinde Ömer Hayyam Sözleri, ömer hayyam’ın şiirleri, Ömer Hayyam yalnızlık Sözleri, Ömer Hayyam Sözleri kısa, Ömer Hayyam Sözleri din, Hayyam rubaileri

İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez, bunlar için didinmene bir şey denmez. Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış, bu güzelim ömrünü satmaya değmez.

Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim; gönül tatlı diline tutkun, neyleyim; can da, gönül de sır incileriyle dolu; ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.

Sen sofusun, hep dinden dem vurursun, bana da sapık, dinsiz der durursun. Peki, ben ne görünüyorsam oyum. Ya sen ne görünüyorsan o musun?

Yaşamanı akla uydurman gerekir, ama bilmezsin akla uygun olan nedir; bereket eli çabuktur zaman ustanın, başına vura vura sana da öğretir.

Eğer her şeyini kaybetmişsen ve cebinde bir ekmek alacak kadar paran kalmışsa, git kendine bir demet menekşe al ve ruhunu besle. Bence bu çok anlamlıdır ve kişinin öncelikle ruhunu beslemesi lazım.

Niceleri geldi, neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler. Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.

Bir çember çizilse merkezinde ben, kenarında sen… Sen döndükçe beni; ben döndükçe seni görsem… Öyle bir an gelse ki; yarıçap sıfır olsa.

Hayat kısa insanoğlu! Kesildikçe yeşeren otlar gibi yeşeremeyeceksin bir daha.

Hayyam. Demiş ki! Ben Haram ile Helali karıştırmam. Dost ile içilen ‘RAKl’ helaldir, ‘Puşt’ ile içilen su bile Haram.

Güçlü olduğuna inandırdın beni; bol bol da verdin bana vereceklerini. Yüz yıl günah işleyip bilmek isterim; günahlar mı sonsuz, senin rahmetin mi?

Yıllar günler gibi geçti gider; nerede o eski dertler, sevinçler? Belaya aldırmaz aklı olan, bu da her şey gibi geçer, der.

Tanrım niye ekşi ayranı edersin helal de şarabı haram. Bir kerpicim de olsa, satar yine şarap içerim.

Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş! Şu durmadan kurulup dağılan evrende bir nefestir alacağın, o da boştur boş!

Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari bırak aldatmacayı, ikiyüzlülükleri; şarap içmem diye övünüyorsun, ama yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?

Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin tekkede, manastırda eremezsin. Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada cennetin cehennemin üstündesin.

İçin temiz olmadıktan sonra hacı hoca olmuşsun; kaç para! Hırka; tespih; post; seccade güzel ama tanrı kanar mı bunlara?

Ya sırtımıza alıp taşıyoruz, ya ayağımızın altına alıp çiğniyoruz, öğrenemedik bir türlü yan yana yürümeyi

Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz. Ateşi köze döner, kokusu olmaz. Aşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar; güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.

Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden, ne dine, edebe aykırı gitmemizden, bir an geçmek istiyoruz kendimizden, içip içip sarhoş olmamız bu yüzden.

Dünya üç beş bilgisizin elinde; onlarca her bilgi kendilerinde… Üzülme; eşek eşeği beğenir; hayır var sana ‘kötü’ demelerinde.

Cennette cehennem de senin içinde.

Okunu attı mı ölüm, siperler boşuna; o şatafatlar, altınlar, gümüşler boşuna.

Bir geldi mi ağır ölüm uykusu. Biter bu dünyanın dedikodusu.

İki günde bir somun geçiyorsa eline soğuk suyu da olursa bir kırık testide niçin kendinden kötüsüne kul olur insan, ne diye girer kendi gibisinin hizmetine?

Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan yüreğine diken batmadan, vurulmadan. Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş tarak gibi dış dış, didik didik olmadan?

Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik, bu dünyadan istediğimiz gibi gidemeyiz.

Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar…

Bir elde kadeh, bir elde Kuran; bir helaldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman.

Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi! Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli, can gözünü açınca görüyor ki insan; en büyük düşmanıymış en çok güvendiği. Yalan mı?

Kendini satmayan adama ekmek yok. Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya.

Her ağızda bir yemin artık, sakin ha inanmayınız. Biri bir şey mi söyledi; söze değil söyleyene bakınız.

Felek ne cömert ne aşağılık insanlara! Han hamam, dolap değirmen, hep onlara. Kendini satmayan adama ekmek yok; sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Eğer her şeyini kaybetmişsen ve cebinde bir ekmek alacak kadar paran kalmışsa, git kendine bir demet menekşe al ve ruhunu besle. Bence bu çok anlamlıdır ve kişinin öncelikle ruhunu beslemesi lazım.

Akıl bu kadehi övdükçe över; alnından sevgiyle öptükçe öper; zaman ustaysa bu canım nesneyi hem yapar hem kırıp bin parça eder.

Geçmiş olan dünden hiç yâd etme, yarın da gelmemişken feryat etme, düşünme geleceği de geçmişi de, şimdi şen ol da yaşamı berbat etme.

Bahtımın kökü yeşerip dal budak da verse eğretidir bu ömür diye giydiğin elbise; mıhları gevşek bir gölgeliktir beden çadırı, pek dayanma sakin ne kadar sağlam da görünse.

Ayağa kalk! Uyumak için önümüzde sonsuzluk var.

Seninle içilen şarap helaldir. Sensiz içilen su bile haram.

Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın masal anlatmaktır bütün işi.

Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona, sevmek haram yüreğinde ateş olmayana bir günü sevgisiz geçirdinse yazık, en boş geçen günün o gündür inan bana.